Bir ülkenin kaderini değiştiren anlar vardır; işte Arjantin için o an, 25 Mayıs 1810’da Buenos Aires’in sokaklarında yaşandı. Halk meydanlara dökülmüş, İspanyol valinin istifasını istiyordu. Peki bu kalabalığın içinde, ileride ulusal kahraman olacak genç subaylar da var mıydı? İşte o gün atılan adımlar, Güney Amerika’nın kaderini değiştirecek bir bağımsızlık ateşini yakacaktı.
MAYIS DEVRİMİ’NİN PATLAK VERMESİ
1808’de Napolyon’un İspanya’yı işgali, Latin Amerika’da bir iktidar boşluğu yarattı. Buenos Aires’teki creole’ler (İspanyol asıllı ama Amerika’da doğmuşlar) bu durumu fırsat bilerek harekete geçti. 22 Mayıs 1810’da toplanan açık konsey, valinin yetkilerinin elinden alınmasına karar verdi. Birkaç gün süren gergin bekleyişin ardından 25 Mayıs’ta halk, bugünkü Plaza de Mayo’da toplandı. Sonunda geçici yönetim cuntası kuruldu ve İspanyol vali ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu olay, resmen bağımsızlık ilanı olmasa da, süreci başlatan kıvılcımdı. Cunta, diğer eyaletlerden destek istedi ama bazı bölgeler bu duruma direndi. Özellikle Paraguay, Uruguay ve Yukarı Peru (bugünkü Bolivya) bölgelerinde çatışmalar çıktı. Buenos Aires’in liderliğindeki devrimciler, bu bölgeleri de kazanmak için askeri seferler düzenledi. Ancak bu seferlerin çoğu başarısız oldu ve bağımsızlık savaşı uzun yıllara yayıldı.
TUCUMÁN KONGRESİ VE BAĞIMSIZLIK İLANI
Devrimden sonraki altı yıl boyunca Arjantin, iç çekişmeler ve savaşlarla boğuştu. İspanya’dan tamamen kopmak için bir meclis toplanması gerekiyordu. 1816’da, kuzeydeki San Miguel de Tucumán kentinde milletvekilleri bir araya geldi. 9 Temmuz 1816’da, Birleşik Río de la Plata Eyaletleri’nin bağımsızlığı resmen ilan edildi. Bu bildiri, İspanya Kralı VII. Ferdinand ve onun otoritesini tamamen reddediyordu. Ancak bağımsızlık ilan etmek yetmiyordu; bunu savunacak bir ordu ve liderler gerekiyordu. İşte tam bu noktada sahneye iki büyük kahraman çıktı: José de San Martín ve Manuel Belgrano. İkisi de farklı cephelerde savaşıyor, ülkenin dört bir yanında direnişi örgütlüyordu.
JOSÉ DE SAN MARTÍN: ANDLARIN KURTARICISI
San Martín, Arjantin’in doğusunda, bugünkü Corrientes yakınlarında doğdu ama çocukken İspanya’ya götürüldü. Uzun yıllar İspanyol ordusunda savaştı, Napolyon’a karşı mücadele etti. Ancak 1812’de, bağımsızlık ateşi yanarken Buenos Aires’e döndü ve mücadeleye katıldı. Onun stratejik dehası, savaşın seyrini değiştirdi. Şili üzerinden Peru’ya ulaşarak İspanyol kalesini vurmayı planlıyordu. 1817’de, 5.000 asker, 10.000 katır ve 1.600 savaş atıyla And Dağları’nı aşması tarihin en büyük askeri harekatlarından biriydi. Arjantin Rehberi içerik editörünün ulaştığı bilgilere göre, bu geçiş sırasında askerlerin çoğu yüksek irtifa ve soğuktan donma tehlikesi atlattı. Şili’deki İspanyol güçlerini Chacabuco ve Maipú savaşlarında yenilgiye uğrattı. Ardından deniz yoluyla Peru’ya geçti ve 1821’de Lima’yı ele geçirerek Peru’nun bağımsızlığını ilan etti. San Martín, savaştan sonra mütevazı bir hayat yaşamayı seçti ve Avrupa’ya sürgüne gitti. Bugün Arjantin’de onun adı her yerde: en büyük meydanlar, caddeler ve hatta bir eyalet onun adını taşıyor.

MANUEL BELGRANO VE BAYRAĞIN DOĞUŞU
Belgrano ise daha farklı bir kahramandı. Hukuk eğitimi almış, ekonomik konularda uzmanlaşmış bir aydındı. Ama savaş patlak verince, ordunun başına geçti. Onun en büyük mirası, Arjantin bayrağını tasarlamasıdır. 1812’de Rosario şehrinde, Parana Nehri kıyısında mavi-beyaz renklerden oluşan bir sancak hazırlattı ve askerlerine bu bayrak altında yemin ettirdi. Renkler, halkın kralcılardan ayırt edilmesi için kullanılan kokartlardan ilham alıyordu. Ne var ki, o dönemde Buenos Aires’teki yönetim bu bayrağı resmen tanımadı. Belgrano, kuzey cephesinde İspanyol güçlerine karşı büyük mücadele verdi. 1812’de Tucumán’da İspanyolları yenilgiye uğratarak kuzeyi kurtardı. Ama 1813’te Vilcapugio ve Ayohuma’da yenildi. Yine de yılmadı, geri çekilen halka önderlik etti. Jujuy’da halkı, yakıp yıkarak kuzeye göç ettirmesi ünlüdür. Belgrano, fakirlik içinde öldü ama adı bayrakla özdeşleşti. Her yıl 20 Haziran’da (ölüm yıldönümü) Bayrak Günü kutlanıyor.
GAUCHOLARIN LİDERİ: MARTÍN MİGUEL DE GÜEMES
Kuzey cephesinde Belgrano’dan sonra görevi devralan bir başka kahraman daha vardı: Martín Miguel de Güemes. O, sıradan bir asker değil, gauchoların (Arjantin kovboyları) lideriydi. Güemes, gerilla taktikleriyle İspanyol ordularını yıprattı. Salta eyaletinin valisi olarak, halkı örgütledi ve İspanyol işgallerine karşı direnişi örgütledi. Onun sayesinde kuzey sınırı, San Martín’in Peru seferi boyunca güvende kaldı. Ne yazık ki 1821’de, sadece 36 yaşındayken bir çatışmada yaralandı ve öldü. Ama gaucholar onun izinden gitmeye devam etti.
DİĞER KAHRAMANLAR: JUANA AZURDUY VE JUAN MARTÍN DE PUEYRREDÓN
Bağımsızlık savaşında sadece erkekler değil, kadınlar da önemli roller üstlendi. Juana Azurduy, Bolivya’da (o zamanki Yukarı Peru) savaşan bir gerilla lideriydi. Eşiyle birlikte İspanyollara karşı savaştı, eşi savaşta ölünce mücadeleyi tek başına sürdürdü. San Martín, onun rütbesini yarbaylığa yükseltti. Bugün Arjantin’de 100 peso banknotunda onun resmi var. Bir diğer önemli isim Juan Martín de Pueyrredón’du. O, 1816-1819 arasında Yüksek Direktör olarak görev yaptı ve San Martín’in And seferini lojistik olarak destekledi. Onun sayesinde orduya para, silah ve malzeme sağlandı.
BAĞIMSIZLIK SAVAŞININ SONUÇLARI
1824’te Peru’daki son İspanyol birlikleri de yenilgiye uğratıldı. Arjantin artık resmen bağımsız bir devletti. Ama içeride huzur yoktu. Merkeziyetçiler ve federalistler arasındaki çekişme yıllarca sürdü. Bağımsızlık kahramanlarının çoğu, bu iç savaşlarda ya öldü ya da sürgüne gitti. Yine de onların mirası, bugünkü Arjantin’in temelini oluşturuyor. Her 25 Mayıs’ta halk meydanlara dökülüp o günleri anıyor, her 9 Temmuz’da bağımsızlık coşkuyla kutlanıyor. San Martín’in kılıcı, Belgrano’nun bayrağı, Güemes’in gauchoları hâlâ Arjantinlilerin kalbinde yaşıyor.
